KABAKÇI
SALİH EFE’NİN FAALİYETLERİ
Ömer Faruk
Dinçel
Araştırmacı-Tarih
Öğretmeni
Kabakçı Salih,gençlik yıllarında çobanlık yapmış ve daha sonra da köyden Yörük Mustafa ile birlikte Çanakkale’ye askere gitmiştir.Kabakçı’nın Çanakkale’de askerde olduğu yıllarda Dağardı bölgesinde[1] Alagöz ve Yörük Hüseyin eşkiyalık yapmaktadır.Çetelerin ve eşkiyaların baş gösterdiği,devlet düzeninin bozulduğu böyle bir zamanda Kabakçı da askerden gelmiştir.
Anadolu’da Yunan işgalinden önceki yıllarda astığı astık kestiği kestik bir eşkıya olan Kargılı köyünden Alagöz Ahmet,Kütahya hapishanesinden kaçmış olup ortalığı kasıp kavurmaktadır.
Alagöz,kimi gözüne kestirdiyse ondan parasını alır,vermeyenlerin boynuna kızgın sacayağı geçirir,ya dağa kaldırır yada kulaklarını kesermiş[2].Böylesine namlı bir eşkıya olan Alagöz,insanlara korku salmış,hatta anneler ağlayan çocuklarını “Alagöz geliyor” diye susturmuşlardır.Bir dönemin çocukları Alagöz korkusuyla büyümüştür.Alagöz’ün eşkıyalığa annesini döven babasını öldürerek başladığı söylenir.Alagöz,hasımlarını öldürerek dağa çıkmıştır.Özellikle zengin insanları haraca bağlamıştır[3].Kendisini yakalamaya gelen zaptiyeleri diri diri yaktığı söylenir.Alagöz’ün öldürdüğü adamlardan birisi de Alabardalı Yörük Mustafa’nın kardeşi Yörük Halil’dir.Olay şöyle gelişir;Yörük Hüseyin ve Alagöz, kaçak olup aranmaktadır.Köy o zamanlar Simav-Dağardı’na bağlı olduğundan Simav’dan başlarında bir subay olduğu halde bir zaptiye mangası Alabarda’ya gelir.Alagöz,köy odasında dinlenmekte olan zaptiyeleri gaz dökerek yakmak ister.Bu nedenle o anda tarladan dönen ve sırtında soğan torbasıyla köye giren Yörük Mustafa’nın kardeşi Yörük Halil’e,”zaptiyeleri ateşe vereceğini ve bu nedenle eve gidip gaz almasını” söyler.Yörük Halil’de bunu kabul etmeyince Alagöz,kendisine yardım etmeyen Yörük Halil’i vurur.Alagöz daha sonra askerlerin çoğunu öldürür.Bu olaydan sadece bir-iki asker canını zor kurtarır.
Anlatılanlara göre Yörük Mustafa,bu nedenle kardeşini vuran Alagöz’den intikam almak istemekte ve fırsat kollamaktadır.Fakat Alagöz gibi namlı ve zorlu bir eşkıyaya kurşun sıkmak her kimsenin cesaret edebileceği bir iş değildir.
Tavşanlı’da jandarma kumandanı olan Hurşit Bey,Çanakkale savaşından sonra askerliğini bitirmeyen Kabakçı ve Yörük Mustafa’yı hapse attırır.Fakat daha sonra Alagöz’ün yakalanabilmesi için de her ikisini hapisten çıkarır.’Kabakçı ve Yörük Mustafa hapisten kaçmış’haberleri yayılır.Hurşit Bey’in amacı;Kabakçı ve Yörük Mustafa’yı Alagöz’ün yakalanması ve yok edilmesinde kullanmaktır.Bu amaçla Yörük Mustafa ve Kabakçı, anlaşma gereği Alagöz’e yakınlaşırlar.Bir müddet dağlarda birlikte gezerler.Fırsat kollarlar.
Dereli köyünde Şerife adında bir kadının yaptığı gözlemeden dolayı Alagöz zehirlenir ve bu şekilde Akçaalan çeşmesine gelir.Alagöz yanında bulunan Yörük Mustafa ve Kabakçı’ya ”Alagöz’ü bir kadın zehirledi demesinler” diyerek ölünce cesedine kurşun sıkmalarını söyler.Alabardalı Yörük Mustafa da,ölen Alagöz’ün üzerine kurşun sıkar.Olayın cereyan etmesi Yunan işgalinden çok önce olmuştur.Bir başka ifadeyle Alagöz,kesinlikle Yunan’ı görmemiş ve Yunanlılarla herhangi bir mücadelesi olmamıştır.
Yörük Mustafa ve yanında bulunan Kabakçı,devlet tarafından ödüllendirilmiş, askerliklerinin kalan kısmını bitirmesi için Kabakçı,Tavşanlı’da jandarma kumandanı yapılmıştır.Kabakçı’nın jandarma kumandanı yapıldığını Yenice Müretteb Taburunun Altıncı Müfreze Kumandanı Dikici İsmail Usta’da verdiği ifadesinde belirtmiştir[4].Kabakçı’nın jandarma komutanı yapılmasındaki sebep;asker kaçaklarının yakalanması ve soygun yapan çetelerle mücadeledir.
Alagöz’ün ölümünden sonra Kabakçı,Tavşanlı’da jandarma komutanı yapılmıştır.İşte Onun jandarma komutanı olduğu bir dönemde Tavşanlı,Yunan işgaline girmiştir.
Milli Mücadele’nin ilk yıllarında Kabakçı ve çetesinin Yunanlılarla iyi geçindikleri görülmektedir[5].Yunanlılar da bu çeteden faydalanmak istemektedir.İşte bu ilk yıllarda Tavşanlı jandarma kumandanı olan Kabakçı, bir yandan Tavşanlı Çukurköy’de karargâh kuran Yunan subayı ile iyi geçinirken bir yandan da gizliden gizliye çevrede çapulculuk yapıp erzak ve iaşe toplayan Yunan askerlerini imha etmektedir.Kuruçay’dan 1901 doğumlu Salih Altınhan konuyla ilgili şu bilgiyi vermiştir;
“Karlıköyüne 40 tane Yunan askeri gelmiş.Başlarındaki Çavuşu da köylülerden yol tarifi almış.Amaçları Karlı-Çakıllı-Karacakaş-Kuruçay yolu üzerinden Tavşanlı’ya gitmektir.
40 Yunan askeri Çakıllı köyü’ne gelip köy odasında dinlenmeye çekiliyorlar.Bu arada Tavşanlı’da bulunan Kabakçı’ya haber salınıyor.Efe de mahiyetindeki yaklaşık 40 kişiyle Çakıllı’ya doğru yola çıkıyor.Sabaha karşı Kabakçı,köy odasında yatmakta olan Yunanlıları imha etmek için köyün etrafını çeviriyor.Sabah tan ağırırken odadan çıkan Yunan askerleri ile Kabakçı arasında çatışma başlıyor.Çatışma sonunda askerlerin kimi canını zor kurtarırken kimisi de öldürülüyor.Yunanlılardan üç-dört kişi de ağır yaralı olduğu halde Yörükler tarafından öküz arabalarına bindirilerek Tavşanlı’ya doğru götürülüyor.Kabakçı da aynı güzergâhtan Tavşanlı’ya doğru geliyor.Kabakçı yolu üzerindeki Kuruçay’a gelince muhtar Hacı Hüseyin Ağa tarafından karşılanıyor ve kendisine kahve ikram ediliyor.Kahvesini ayakta içen Kabakçı, Kuruçaylılar’a şöyle diyor;
-Ben burada
dedi biraz daha meşgul olursam,”Bize teslim olduktan sona vurdu sizin tayin ettiğiniz
adam” diye yanlış anlatırlar.Ben fazla eylenmeyeyim ”Bize karşı geldiler de
öyle ateş ettirdim” diyeyim onlardan evvel de Tavşanlı’ya varayım”[6]
Kabakçı,Yunan işgali sırasında kendi arkadaşlarıyla birlikte yaklaşık altı ay bağımsız olarak gezmiştir.Bu dönem içersinde de Kabakçı,Yunan Kumandanı Binbaşı Zamanist ile iyi geçinmiş,Tavşanlı ve Emet havalisinde hüküm sürmüştür.Halk arasında anlatılanlara göre; bir keresinde Kabakçı’nın en sadık adamlarından olan Şapçılı Şükrü Efe,Yunanlılarla gezdiğinden dolayı Kabakçı’yı bir kaza kurşunu ile vurmak istemişse de başaramamış,sıktığı kurşun Kabakçı’nın şalvarının ortasından geçmiştir.[7]
İlk yıllarda Tavşanlı işgal altında iken Kabakçı Yunanlılarla iyi geçinir.Yunanlıların yöreye zarar vermelerini önler.Bir keresinde Çukurköy’de bir evde veya Yunan karargâhında duran Binbaşı Zamanist[8] sarhoş bir halde, gece geç vakitte dışarıya çıkarak Çukurköy muhtarını çağırtıp kendisine kadın bulmasını söyler.Muhtar da çaresizlik içersinde Alabarda’ya Kabakçı’ya haberci gönderir.Kabakçı haberi alır almaz atına atladığı gibi Tavşanlı’nın yolunu tutar.Ardından da Kara Mehmet gider.Kabakçı,Çukurköy’e varır ve Yunan kumandanının olduğu evin üst katına çıkar.Kara Mehmet’i ise içeriye almazlar.İçerde Yunan kumandanı ile Kabakçı bağrışıp münakaşa ederler.Münakaşa bir müddet sonra kavgaya dönüşür.Kabakçı,kadın isteyen Yunan Kumandanı Zamanist’i yere yatırır.Belinden tabancayı çekmeye fırsat bulamadan dışarıdan nöbetçi askerler içeri girer.Kabakçı’da içeriye giren nöbetçinin birini haklar ve evin arka penceresinden yalınayak dışarı çıkar ve atına bile binemeden kaçmaya başlar.Kabakçı’da başının sağ üst kısmından yara alır. Kabakçı önce Kuruçay’a sonra da bir görüşe göre Alınca’ya[9] diğer bir görüşe göre de Ayvalı yakınındaki Hotanlı kırındaki bir yörüğe ait çadıra (Fadimeciklerin çadırına) gelir[10].Kabakçı,sığındığı çadırdaki Yörük karısını Alabarda’ya ayakkabı ve silahını alması için gönderir.Bir zaman sonra ayakkabıları ve silahı gelir.Bir başka görüşe göre;Kabakçı,Çukurköy hadisesinden sonra Gölcük köyüne gelir.Bu köyde Kadir Ağa’nın çok güzel bir atı vardır.Bu at Kütahya’ya iki saat gibi bir zamanda gidecek kadar cins bir attır.Hatta Kadir Ağa,Yunanlıların bu ata el koymalarını önlemek için üzerini katranlarmış.Kadir Ağa,Kabakçı’ya bu atını verir.Bekarı olan Osman’ı da yedeğine vererek Alabarda’ya Kara Ahmet’e sağ sağlim ulaştırır[11].
Kuruçaylı Salih Altınhan ise olayla ilgili şunları anlatmıştır; “Yunanlılar Çukurköy’ü merkez yapmışlar.Memleketten topladıkları hayvanları ve iaşeyi Çukurköy’e naklediyor.Bir gece Kabakçı,Çukurköy’e Yunan kumandanının yanına gidiyor.Orada araları bozuluyor.Kumandan askerlerine haber vermek için düdük çalınca,Kabakçı da evin arkasındaki pencereden aşağıya atlayıp yalınayak kaçıyor.Efenin adamları o gece Kuruçay’a geliyorlar.Çakır Ağa’nın evinde karınlarını doyuruyorlar.Yemekten sonra Kabakçı’nın adamları Çardaklı-Göbel üzerinden Demirli deresine giderek efeyle orada buluşuyorlar.”[12]
Bu hadiseden sonra Yunan Kumandanı Zamanist, Kabakçı’nın öldürülmesini ister.İşte bu kavga,Kabakçı’nın Yunanlılarla mücadelesinin başlangıcı olur.
Yalnız şunu da belirtmek gerekir ki Kabakçı Efe’nin Zamanist’le olan kavgasından önce Yunanlılarla iyi geçindiği bazı kayıt ve raporlarda da geçmiştir.Nitekim Milli Mücadele yıllarında Demirci Kaymakamı olan İbrahim Edhem Akıncı,28 Şubat 1922 tarihli ve orduya gönderdiği raporunda; “Emet, Tavşanlı, Yenice, Gökçedağ ve Dağardı’nda Yunan kuvvetleri bulunduğunu,Kabakçı ve Sadettin Efe’nin birer hain! olduğunu ve Yunanlıların bunlardan yararlandığını...“ belirtmiştir[13].
14 Temmuz 1921 tarihinde Tavşanlı’nın Yunan işgaline girmesinden itibaren ilk 6 ay,Kabakçı’nın Yunan işgalindeki Tavşanlı ve çevresinde rahat gezdiği bilinmektedir.Bu nedenle yaklaşık 6-7 ay sonra Şubat 1922’den itibaren Kabakçı,Yunanlılarla mücadele etmeye başlamıştır.Haliyle Demirci kaymakamı İbrahim Ethem Akıncı’nın Batı Cephesine gönderdiği bu rapor, Kabakçı’nın bu ilk 6 aylık dönemine tekabül eder.
Milli Mücadele’de Manisa / Demirci havalisinde düşmana karşı koymaya çalışan Kuvay-ı Milliyeci “Demirci Akıncıları“ denilen teşkilat bulunmaktaydı.Kabakçı Efe de Demirci Akıncıları tarafından bilinmekteydi.Onlara göre Kabakçı,Yunanlılara hizmet eden bir eşkıya idi.Fakat Demirci Akıncıları özellikle Tavşanlı,Dağ Yöresi,Emet ve Dağardı taraflarında nüfuz sahibi olan Kabakçı’dan çekinmekteydiler.Bu nedenle diğer çeteler gibi Kabakçı’yı da ikna edip kendi saflarına çekmeyi düşünmüşlerdi.
Kabakçı ise daha önce de belirttiğimiz gibi önceleri 6 ay Yunanlılarla birlikte gezmiş[14],daha sonra Yunanlılara kan kusturmuş ve başlı başına bağımsız bir çetenin reisliğini yapmış ve Milli Mücadele’ye büyük katkıları olmuştur.İlk yıllarda Kabakçı’nın,Yunanlılarla iyi geçinerek Dağ Yöresi’ni Yunan zulmünden koruduğu da söylenir.Buna karşılık Yunanlıların da Kabakçı’dan istifade etme düşüncesinin olduğu görülmüştür.İşte bu dönemde başını Kabakçı’nın çektiği,Topal Sadettin ve Dağ Yöresi'nde bulunan diğer efeler,Ağaçhisar köyünde halka eza ve cefa yapan Kuvay-ı Seyyareye bağlı soygun ve yağmacı çetecileri basmışlar ve bu baskın sonrasında yakalananlar Tavşanlı’da bulunan Yunanlılar’a gönderilmiştir.Esir alınan soyguncu çeteciler,dörderli sıra halinde elleri arkalarından bağlı bir şekilde önce Çardı’ya getirilmiş ve burada Ali Ağa pınarında su içirildikten sonra Tavşanlı’ya yollanmıştır[15].Bütün bunların yanı sıra Kabakçı ile Yunanlılar arasında çok çetin mücadeleler olmuş ve Kabakçı,Yunanlıları adeta kan kusturarak sindirmiştir.Yunanlılar her gittikleri köyde önce “Kabakçı,Çete nerede?”diye sorarlarmış[16].
Bursa’nın düşman işgalinden kurtulmasında diğer milis kuvvetleri gibi Kabakçı’nın da rolü büyük olmuştur.Pınarbaşı semtinden Bursa’ya inerek,Yunan’ı Mudanya’ya kadar takip eden Türk Birlikleri ve Kuvay-ı Milliyecilerin arasında yer almıştır.Bursa’nın Yunan işgalinden kurtulmasından sonra da İzzet Bey ile birlikte Bursa’da meşhur çete fotoğrafını çektirmişlerdir.Bu fotoğraftaki isimler,fotoğraftaki şahısları iyi bilen ve doğum tarihleri 1910 ile 1933 arasında olan kaynak kişilerle yaptığımız birebir görüşmelerimiz sonucunda tek tek tespit edilmiştir[17].
a-Ağaçhisar
Baskını
Ağaçhisar Baskını 12 Eylül 1337 (miladi 1921) tarihinde,Orhaneli ve Tavşanlı’nın Yunanlılarca işgalinden iki ay sonra meydana gelmiştir.
Kabakçı çetesi önce İnegöl taraflarından Büyükorhan’ın Cuma camisi çevresinde kurulan pazara gelen soyguncu çeteleri yakalayıp ellerindeki para dolu heybeleri aldıktan sonra silahlarını teslim etmiş bölgelerine bir daha girmemelerini tenbih etmişlerdi.Bu olaydan sonra bu sefer İnegöl tarafından çoğunluğu Çerkes olan Kuvay-ı seyyare gurubu Keles ve Orhaneli havalisine gelerek soygunlara başlamıştır.
İnegöl taraflarından Şaban Çavuş ve Fevzi adındaki çete reislerinin önderliğindeki Çerkes, Arnavut ve Abazalar’dan oluşan 100 kişilik kalabalık bir çete önce Keles’e gelmiştir.Buradan, önce Oydas’a sonra da Bursa’nın Orhaneli ilçesinin Ağaçhisar köyüne gelmişler,camiinin avlusunun dört köşesine kazan kurdurmuşlar,hayvanları kestirip yiyip içmişler,kadın oynatmışlar,halka işkence edip kadınların altın, bilezik ve kolyelerini zorla gasbetmişlerdir.
Bu arada Kabakçı’nın adamlarından olan Belenörenli Hacı Hüseyin,Kabakçı’ya haber vermek için bir adamını Harmancık’a göndermiş, ve yöredeki tüm efeler bu olaydan haberdar edilmiştir.Efeler gruplar halinde Ağaçhisar yolunu tutmuşlar; Kabakçı bir grup olarak giderken,Topal Sadettin Efe,Canip Efe,Sadık Ağa(Şükrü Pehlivan’ın babası),Fadıllı Molla İsmail ve yanındakiler de başka bir grup olarak Ağaçhisar’a gitmişlerdir.
Kabakçı Ağaçhisar’da çetelerin yaptığı eza ve cefaları Harmancık’ın Gedikören köyü yakınlarındaki Asar Tepe'de iken haber almıştır.Bu hadiseyi duyar duymaz hiddetlenmiş ve atına atladığı gibi “Allah’ını seven benle gelsin" diyerek atını Ağaçhisar’a doğru topuklamıştır.Kabakçı’nın yanında Şapçılı Şükrü Efe [18] ve yine Şapçı’dan Kara Osmanların Mustafa(Köse),Bekdemirler'den Süleyman Çavuş,Kepekdere'den Turpancı Deli Mehmed,Kıçmanlar'dan Hacı Mehmed,Alabarda’dan Hacı Ali,Kara Ahmet,Kara Mehmet,Seyis Kamil,Madanlarlı Mehmed Ali,Kozlucalı Deli Oğlan Mehmed,Balatdanişmentli Ali Çavuş,Gedikören Ortaköy’den Kara Mahmut,Eceköylü Çolak Hüsen,Köprücek köyünden Koca Hüseyin,Kınıklı Süleyman,Eğrigözlü Çeribaşı,Derbentli Bilmen’in Eyüp,Doğanlarlı Kemaneci İbrahim ,Çardı’dan İzzet Ahmet,Yayabaşından Soğuğun oğlu Ahmet,Avdanlı Kel Ali vb. efeler vardır.
Gece boyunca yürüyüp Ağaçhisar’a gruplar halinde gelen 83 efe[19],köyün başında birleşmişler ve yolu bağlayıp köyün etrafını çevirmişlerdir.
Sabaha karşı güneş doğduktan sonra efeler, köyde bulunan çetecilere önce teslim olun ikazı yaptılarsa da bu pek itibar görmemiş ve çetecilerin saklandıkları yerler yaylım ateşine tutulmuştur.Çatışmada bir dama mevzilenen çeteciler,dalga geçerek efelere hitaben; “Hey efeler, kurşunu boka atman, ete atın!“ diyerek kızdırmaya çalışmışlardır.
Baskın sırasında Süleyman Çavuş, çetecileri aldatmak ve kalabalık olduklarını belli etmek için “Birinci bölük, birinci manga, süngü tak, nişan al!“ diye yüksek sesle bağırmıştır. Çatışmada Fevzi denilen çete reisi vurulmuş,bu arada Canip Efe de elinde bulunan iki el bombasını sürüne sürüne gidip çetecilerin sığındığı dama atmıştır.Kepekdereli Deli Mehmed ise 7 kişiyi turpanla öldürmüştür.Bundan dolayı adı Turpancı kalmıştır.
Sekiz saat süren çatışma sonrasında çeteciler bozguna uğramış,kimisi kadın kılığına girip kaçmaya çalışırken efeler tarafından yakalanmıştır.Ağaçhisar köyü muhtarı Hatipoğlu da bir damda 10 kişinin saklandığını haber verince onlar da yakalanıp elleri bağlanmıştır.Efeler, çete başılarından Şaban Çavuş’u kaçırmışlarsa da onu Belenören’den biri dolma tüfekle vurmuş, fakat yine de ölmeyip Keles’e ulaşmış daha sonra zehirli kahve içirilerek öldürülmüştür.
Bu arada yakalanan soyguncu çetecilerin iri yarı ve pos bıyıklı olan reislerinden biri, elleri arkadan bağlı olarak ağaca bağlanmış.Çete reisi de efelere hitaben;”Sizin efe başınız kim?”deyince orada bulunan efeler, Kabakçı’ya hitaben ”Efem,adam seni soruyor” demişler.Kabakçı,çete reisinin yanına gelmiş.Çete reisi, alçak boylu olan Kabakçı’yı görünce ; ”Bu mu sizin efeniz,ben bunun gibi ikisini bıyık niyetine bir sağıma bir soluma takarım” diyerek küçümsemiş ve dalga geçmiş.Bunun üzerine Kabakçı,hiddetlenerek belinden sıyırdığı gümüş saplı kamayı adamın böğrüne bir iki kez saplayarak öldürmüştür[20].
Efeler,yakalanan çetecileri dörderli sıra halinde elleri arkadan ve birbirine tellerle bağlı olarak Harmancık’ın merkezi olan Çardı’ya getirmişler,burada Aliağa Pınarında (çeşmesinde) hayvan sular gibi sulamışlardır.Bu arada Çardı’da Ağa konaklarının yanında dururlarken yakalanan çetecilerden biri Kabakçı’ya” Efem,nedir bu bize yaptığınız eziyet,teller ellerimizi kesti” diye şikayette bulununca Kabakçı’da ; ” Hangi bilmem naptığımın herifi sizi böyle bağladı” diyerek hiddetlenmiş,bunu duyan ve esirlerin ellerini bağlayanlardan biri olan Çeribaşı’da “Efem,bizle beraber sende bağladın bunları” demiş ve bu tartışmadan sonra Kabakçı ile Çeribaşı’nın arasına soğukluk girmiş daha sonra da yolları ayrılmıştır[21].
Ertesi günü de başlarında bir grup muhafız ile birlikte esir edilen 40 soyguncu Kuvay-ı seyyareci, Tavşanlı’ya Yunanlılara gönderilmiştir.Bir müddet Tavşanlı’da kalan esirler 26 Eylül 1337(1921) tarihinde Kütahya’da bulunan İşgal Kumandanına teslim edilmiştir.
Harmancık’tan Miladi 1908 doğumlu Ahmet Kaya,Bursa’da tanıştığı birisinin kendisine ‘Ağaçhisar’da kendisinin de olduğunu’ belirterek “Biz hak ettik fakat bizi öldüreceklerdi de Yunanlılara teslim etmeyeceklerdi! ” demiştir.[22]
Ağaçhisar’da efeler tarafından baskın yapılan bu çeteciler,Kuvay-ı Seyyare grubu üyeleridir.Milli Mücadele yıllarında General Ali Fuat Paşa Ankara’dan gelen Çerkes Ethem yanlısı Kuvay-ı Seyyareyi <bunların zaman zaman eğlence yapıp kadın oynattıklarını düşünerek> Bursa cephesinde ve İnegöl civarında Uludağ’ın doğusundaki köylere yerleştirerek bunları meşgul etmek,Beyce (Orhaneli) mıntıkasından da Bursa üzerine akınlarda bulunmalarını istiyordu.Fakat onlar ciddi işlere girmek istemiyorlardı.Onlar, Simav-Tavşanlı-Demirci mıntıkalarını istiyorlardı.
Aslında bu olay, Kuvay-ı Seyyare grubunun Keles ve Orhaneli mıntıkasına gelmesi ve buralardan anafor toplamalarıyla alakalıdır.Bunlar,Yunan’a karşı mücadele ediyoruz diye ”iane” yoluyla halktan zorla maddi kaynak temin etmekteydiler.
Yurdun düşman işgalinden kurtulabilmesi için gerekli olan parasal yardım zenginler tarafından sağlanmaktaydı.Bu milis kuvvetlerini eşkıya olarak görenlerden ise bu altın ve paralar “salma” yoluyla alınmaktaydı.Bu durum, bazı zenginlerden ise zorla alma yoluna kadar gitmekteydi.İşte Çerkes Ethem yanlısı olan ve yörede altın ve para toplayacağız diye halka zulmeden bu Kuvay-ı Seyyare üyeleri Ağaçhisar köyünde de halka zulmetmişler ve sonrasında çatışma çıkmış,çatışma sonucunda yakalanan çetecilerin,Tavşanlı’daki Yunanlılara teslim edilmesine kadar olaylar gelişmiştir.Bu çatışmada Yunanlılara karşı mücadele eden müfreze beylerinden Kirmastılı Ahmed Nazif de ölmüş ve adamları da Kabakçı tarafından dağıtılmıştır.Böylece bu müfreze,ortadan kalkmıştır.
Aşağıda Ağaçhisar Baskınını yaşayanların bizzat verdikleri ifadeler bulunmaktadır.Yorumsuz olarak bu tutanakları aynen yazıyoruz.
Keles Mıntıka Kumandanlığı görevinde bulunmuş olan Firuz Bey’in konuyla ilgili ifadesi şu şekildedir;
“Keles Mıntıka Kumandanlığı’na ta’yin edildiğimden i’tibaren vezâif-i mevdu’ayı ifaya sa’y ediyor ve ma’iyyetimle Kocaeli mıntıkasında çalışıyordum.Yunan âmâline hizmet eden Tavşanlılı Kabakçı Salih ile Orhaneli kazasının Işıklar karyesi ahâlisinden şekavetle me’lûf Topal Sa’deddin’in başlarına topladıkları üçyüz kadar âsiyle müsademeye(çarpışmaya) koyuldum.Sekiz saat devam eden müsademe esaretimle neticelendi.Bizi kollarımız bağlı olarak Kütahya’ya götüren usat(asiler),26 Eylül (13)37’de Yunan işgal kumandanına teslim etdiler.Her birimiz tüfenk dipçikleriyle güzelce dövüldükden sonra elbisemi soyup habs etdiler.Tevkif edildiğimin ikinci gecesi karargâha götürüldüm ve üç sa’at bilâ-fâsıla dayak yedim.İttisalimdeki(bitişiğimdeki) locadan acı acı yükselen “Aman Allah”niyazı üzerine indirilen sopaları saymaya başladım.Yediyüze kadar saydıktan sonra nöbet bekleyen”Kurşunlulu Petro”dan dayak yiyenin kim olduğunu sordum.Arkadaşlarımdan Dağıstanlı Mehmed ile Bursalı Osman olduğunu söyledi”[23].
Ağaçhisar Baskınıyla ilgili Yenice Müretteb Taburunun Altıncı Müfreze Kumandanı Dikici İsmail Usta’nın ifadeleri de şu şekildedir;
“Kütahya Jandarma Kumandanı Kabakçı Salih Efe,refiki (arkadaşı) Topal Sa’deddin ve avaneleriyle 12 Eylül (1)337’de Ağaçhisar’da vuku’a gelen müsâdemede birkaç arkadaşımla beraber esir düşdükten sonra Tavşanlı karyesine sevk ve tel örgüye idhâl edildik.İfademizin ahzı(alınması) esnâsında dikenli tellerden yapdıkları kırbaçla atılan dayakdan Laz İsmail,Süleyman Çavuş ve Yenişehirli Hüseyin nâmındaki üç refikim(arkadaşım) şehid düşdü.Oradan Kütahya’ya götürdüler ve içi su ile dolu bir mahzende kırksekiz saat kadar kaldıktan sonra zemini kanla mülemma(parlayan) bir odaya nakl etdiler”[24].
b-Eşen Baskını
Tavşanlı’da karargâhları olan Yunanlılar,bir bölük Yunan askerini Keles üzerine göndermiştir.Bu durumu önceden haber alan Kabakçı, Topal Sadettin ve diğer efeler,derhal Elmaağacı ile Derbent köyleri arasında kalan Kocagüney Deresi'ni bağlamışlar.Fakat Yunan birlikleri bu pusuya düşmeden (bir şahsın başka bir güzergâh göstermesiyle)başka bir yoldan geçip gitmiştir.Pusu yerinden çıkıp Eşen köyüne gelen Kabakçı ve adamları caminin yanında otururlarken yukarıdan köye doğru birkaç atlının geldiğini görürler.Elindeki dürbünle bu gelenlere bakan Kabakçı,Yunan kumandanı Zamanist’in beş altı askerle birlikte Eşen köyüne doğru yaklaştığını görür.
Fırsat Kabakçı’nın önüne gelmiştir.Yapılan çatışmada Yunan kumandanı ve yanındakiler bir samanlığa sığınırlar.
Çatışma devam eder.Bu arada Derbent köylü Bilmen’in Eyüp sürünerek düşmana yaklaşmış ilk attığı bomba beriye düşmüş attığı ikinci bomba sonucunda samanlıktan artık ses gelmemiş,efeler her iki taraftan samanlığa yaklaşmışlar,ilk yaklaşan Madanlarlı Mehmed Ali olmuş ve Yunan Kumandanının halen ölmediğini görünce üzerine kurşun sıkarak kumandanı öldürmüştür.[25]
Efeler bir müddet samanlığa yaklaşamamışlar fakat samanlıktan uzun süre herhangi bir ses gelmeyince kumandanın öldüğüne ve herhangi bir tehlike olmadığına karar vermişlerdir[26].Böylece Kabakçı intikamını almıştır.Ölen Yunanlılar arasında Yunan’a yardım ve yataklık yapan maden katibi ve aynı zamanda bir dönme olan,Yıbar Gavuru olarak bilinen Ahmet Rıza da bulunmaktadır[27].Aslında bu adam Ermeni olup Ahmet Rıza ismini kullanmıştır.Öldürülüp üzerindeki elbiseler çıkartıldığında bu adamın sünnetsiz olduğu anlaşılmıştır.Ölen Yunanlıların ve komutan Zamanist’in cesetleri Eşen köyünde bir kuyuya atılmıştır[28].Yapılan bu çatışmada Kabakçı çetesinde yer alan Doğanlar köyünden Kemaneci İbrahim de yaralanmıştır[29].
Daha önce Keles’e ulaşan Yunan birliğindeki kumandanlar,Binbaşı Zamanist’in gelmediğini görünce geriye dönmüşler ve onların öldürüldüklerini öğrenmişlerdir.Bu olay üzerine bir kısım köylüler,köyleri terkedip dağlara sığınmışlar, köylerde ise sadece ihtiyarlar kalmıştır.Eşen’de Yunan kumandanının Derbentli Eyüp tarafından bombayla öldürüldüğünün söylenmesi üzerine Derbent köyünün etrafı Yunan askerlerince kuşatma altına alınmıştır. Derbent köyünü cezalandırmaya kararlı olan Yunanlılar köyde bulunanları Böcekoğlu Hüseyin’in evinin alt katına doldurup,evi ateşe vermek suretiyle diri diri yakmışlar ve feryatlar göğe yükselmiştir.Yunanlılar,köyü de yakıp Yeniköy istikametine doğru gitmişler,onların gitmesinden sonra dağlardan köye gelenler;Böcekoğlu Hüseyin, Kozağaçoğlu Ahmed,Gökçe oğlu Akif,Kahya oğlu Ahmet,Kara Mehmed’in Mehmed,Koca Osman oğlu Ömer ve onun küçük çocuğu Ülfet,Efe oğlu Mehmed,Softa oğlu Ahmed,Dilsiz oğlu Şerif,Genç Ali oğlu Hüseyin,Deliler köylü İmam Hafız Osman,İmamoğlu Şerif,Durdu Ahmet,Hasan Çavuş,Dağdelen oğlu Mahmud’un yanmış cesetleriyle karşılaşmışlardır[30].Bu büyük vahşet karşısında köylüler ağlaşmışlar,daha sonra da ölenler,mezarlığa defnedilmiş.Bu vahşetten sonra da Yunanlılar, Anadolu’da bozguna uğrayıp kaçmaya başlamışlardır.Bu olay,Milli Mücadele yıllarının sonlarında muhtemelen 1922 yılının Temmuz ayında cereyan etmiştir.
Dağ Yöresinden Mudanya’ya doğru kaçan Yunanlılar,Dağ Müfrezesi (Kabakçı, Sadettin çeteleri) tarafından kovalanmış ve Mudanya’ya kadar milli müfrezeler tarafından takip edilmiştir.
Yunanlılar,tüm Anadolu’da olduğu gibi Dağ Yöresinde de çözülmeye başlamış ve Kabakçı tarafından takip edilmiştir.Dağ Yöresinin Yunan işgalinden kurtulmasından sonra Kabakçı ve Dağ Müfrezesi,Bursa üzerine yürümüştür.
Kabakçı ve adamları, Bursa üzerine Pınarbaşı semtinden inmişlerdir.Diğer taraftan Işıklar istikametinden Püskülsüz İsmail Çetesi Bursa’ya girerken İnegöl istikametinden de III. Kolordu Komutanı Şükrü Naili Paşa komutasındaki birlikler 11 Eylül 1922 Pazartesi günü şehre girerek Bursa’ya hakim olmuşlardır.
Bursa’da birleşen askeri birlikler,milli müfrezeler ve çeteler,Yunan’ı Mudanya’da denize dökmeyi başarmışlardır.
Kabakçı adamlarıyla birlikte Mudanya’ya girdiği zaman yanındaki adamlarına tenbih ederek dükkanlardan hiçbir şey almamalarını ve yağma yapmamalarını söylemiştir. Bu arada Mudanya’da Yunan işgali sırasında yerli bir Rum,ezan okuyan müezzinin sesini ve ağzını yanışlayıp dalga geçermiş.Efeler ve Türk birlikleri Mudanya’da Yunanı denize döktükten sonra,bu yerli Rum’u minareden aşağı atarak öldürmüşler,Kabakçı’nın küheylan atı da gidip o ölü Rum’un cesedini çiğneyerek üzerinde tepinmiştir.Bu olay,bizzat Kabakçı’nın yanında gezen adamları tarafından anlatılmıştır[31].
Harmancık Karacaköyü'nden olan Koca İbrahim (Gavurcu İbram) bir dönem Yunanlılarla gezmiştir.Yunanlılar,zorla yanlarında gezdirmişler ve ondan faydalanmak istemişlerdir.O da,Yunan, köyleri yakmasın, ahaliye zarar vermesin diye onlarla gezmiş ve hakikaten de yöredeki birçok köye zarar vermelerini önlemiştir.
Koca İbrahim’in anlattığına göre;Yunanlılar Balıköy taraflarında Kadıköyü’nde muhtarın evinde yemek yiyorlarmış.Yemeğin sonunda sofraya (kabuğuyla birlikte fırında pişirilmiş)kabak tatlısı konmuş.Yunan kumandanı, da “Bu ne?“ diye sorunca oradakiler “kabak tatlısı“ demişler.Bunun üzerine Yunan kumandanı,Kabakçı’nın isminden dolayı hiddetlenmiş ve kabak tatlısını altından tuttuğu gibi camdan dışarıya fırlatmıştır[32].
c-Gebeler
Baskını
Kara Bilal,Çanakkale Savaşına katılmış,gazi olarak köyüne dönmüş,Yunanlıların Dağ Yöresi’ni işgal ettiği yıllarda da çetecilik yapmıştır.
Kara Bilal,Büyük Aleve’den(Uluçam) İnce Ahmet oğlan ile iyi geçinirlermiş.Daha sonra bir sebepten dolayı araları bozulmuş.İnce Ahmet,Kabakçı’nın yanına giderek onunla birlikte gezmeye başlamış.Kara Bilal’de Yunanlılarla birlikte gezdiğinden Büyük Aleve’ye gelerek İnce Ahmet’in köydeki mallarını almış ve köyden bir kişiyi de yanlarında çoban olarak Opanlar’a götürmüş.Bu olayı haber alan Kabakçı da Yunancı olan Kara Bilal’i ortadan kaldırmak için Dağardı’nın merkezi olan Gebeler’e gitmiştir.
Bir başka kaynağa göre[33] Kara Bilal,askerde iken hanımına Kabakçı’nın adamlarından biri (?) göz koyup almış.Kara Bilal askerden döndüğünde bu şahıs ile araları bozulmuştur.Bu arada Kara Bilal de çete reisi olmuş ve Yunanlılarla iyi geçinmeye başlamıştır.
Kabakçı bir ara Kara Bilal’i Eğrigöz’e çağırmış ve burada (……)nın evinde buluşulmuştur.Kabakçı, bu evde kara Bilal’i adamlarına yakalattırıp evin damına bağlattırmış, gayet zengin olan ev sahibi de Kabakçı’ya kızıp sitem etmiş ve “Bunu mu bağlaman gerekir yoksa karısını zaptedeni mi?“ demiş.Kabakçı da hatasını anlayarak Kara Bilal’i damdan çıkarttırıp ellerini çözdürmüş.İşte bu hadiseden sonra Kara Bilal,Kabakçı’ya kin gütmeye başlamıştır.Harmancıklı ihtiyarların anlattıklarına göre; Kabakçı’ya kin güden Kara Bilal, Yunan kumandanına giderek “Siz Kabakçı’yı mı arıyorsunuz, ben size onu yakalarım, yeter ki siz bana silah,cephane yardımı yapın ve bana adam verin“ diyerek talepte bulunmuştur. Yunanlılardan aldığı destekle Kara Bilal,doğru Alabarda’ya giderek Kabakçı’nın evini basmıştır[34].
Bu olayın olduğu sırada Kabakçı da Avdan köyündedir.Baskın olayını haber alan Kabakçı,derhal yanında bulunan adamlarla,baskın için Gebeler’e Kara Bilal’in üzerine yola çıkmıştır.
Kabakçı,Çardı üzerinden,Bekdemirler yolundan Karacaköy’e,buradan da Uluköy’e geçmiş,Gedikören’den de aldığı adamlarla Gebeler’e Kara Bilal’i basmağa gitmiştir.Bu baskına;Şapçılı Şükrü,Karacaköylü Cebecilerden Muhtar Ahmed,Alabardalı Kara Ahmet, Madanlarlı Mehmed Ali,Gedikörenli Mahmut Çavuş,Belenörenli Hacı Ahmed,Fadıl köyünden Sadık,Menteşeli Hacı Ahmed vb. birçok efe katılmıştır.Sabah tan ağırırken yol bağında yapılan bu baskında Kara Bilal’in adamları esir alınmış,Kara Bilal’de kadın kılığına girip kaçmaya çalışırken Keles’in Menteşe köyünden Hacı Ahmet tarafından vurulmuştur.Bu baskında,Kara Bilal çetesinin yanında gezen ve Yunanlıların kendileriyle birlikte gezdirdikleri Karacaköylü Koca İbrahim’e Kabakçı’nın adamlarından biri üzerine saldırıp sille tokat vurmaya başlamış,bu arada Alabardalı Kara Ahmet'te devreye girip “Yeter ülen!“diyerek Koca İbrahim’i kolundan tutarak diğer efelerin elinden kurtarmış ve onu kollamıştır.Kabakçı ise Koca İbrahim’e,Yunanlılarla gezdiğine kızmasına rağmen ona zarar vermemiştir.Kabakçı tarafından esir alınan Kara Bilal’in adamları Dağardı’nın altındaki harman yerinin orta yerine toplanmış ve Kabakçı bunlara hitaben ”……..köyde filancanın hanımına tecavüz eden,kadınları oynatıp soygun yapan hanginizdi?” demiş.Bir müddet ses gelmeyince tekrar sormuş.İçlerinden biri[35] gurubun içinden ayrılmış.Bunun üzerine Kabakçı çetesinde yer alan Dümrek Hüseyin Paşa köyünden Mehmet Çavuş,öne çıkan adamın kulaklarını satırla kesmiştir.Kabakçı da Dümrekli Hüseyin Çavuş’a “Şimdi bu adamlar bizim esirimiz,esire herkes senin yaptığını yapar,önemli olan bunu esir almadan önce yapmak !”diyerek Hüseyin Çavuş’un daha fazla zarar vermesini önlemiştir.
Kabakçı ile ilgili diğer anlatılanlar şöyledir: İşgal yıllarında bir Çerkes Çetesi, Merkez Yeniköy’e gelmiş ve halkı bir yere toplayıp soymaya kalkışmıştır.O sırada da Kabakçı çetesi yetişip,halkı bu çetenin elinden kurtarmıştır.
Kabakçı iki sefer olmak üzere Gedikören’e Sipahiler ve Natçalar mahallelerine gelmiş, burada Davut Kamil’in düğününe katılmıştır.Kabakçı ve adamları Kara Ahmed, Şapçılı Şükrü ve Seyisin Kamil, Gedikören’in Sipahiler mahallesinde at koşturup cirit oynamışlardır.
Kabakçı bir keresinde de Karacaköy’e Karahasanlardan Ferhat Ağa’nın düğününe gelmiştir. Ferhat Ağa, kızı Balatdanişmend köyünden aldığı için kız almaya bu köye gidilmiş ve burada Kabakçı adamlarıyla birlikte Harmandalı oynayarak bacaya kurşun sıkmışlardır.
ç-Büyükorhan
Cuma camisi baskını
Düzce –Adapazarı taraflarından Çerkes,Abaza ve Lazlardan oluşan yerli soyguncu çeteler,İnegöl üzerinden önce Dağ yöresine sonra da Büyükorhan yakınlarındaki Cuma camisi çevresinde kurulan pazarı soymaya gelmişler.Kabakçı ve adamları bu durumu haber alınca derhal Cuma camisindeki Pazar yerini bağlamışlar ve çetecileri de kıskıvrak teslim almışlardır.Çetecilerin önce silahlarına ve külliyetli miktarda içi para dolu heybelerine el koymuşlar fakat daha sonra bunların Çerkes Ethem’e bağlı Kuvay-ı Seyyare Gurubu oldukları anlaşılınca <Bir daha buralara gelmemeleri konusunda uyarılıp> silahları teslim edilerek serbest bırakmışlardır[36].
d-Akbaş Halil’in
Kabakçı’ya yaptığı baskın
Kabakçı ve adamları Çaltılı köyünde yemek yiyip dinleniyorlarmış.İçlerinden en genç olan Kara Mehmet’i de gözcü dikmişler.O da dalgın bir şekilde beklerken Sülyeli Akbaş ve adamları Çaltılı’ya baskına gelmişler.Kara Mehmet,Sülyeli çetecilerin köye girip Kabakçı’nın olduğu yere yaklaştıklarını son anda fark ederek dayısı Kabakçı’ya “Dayı,baskın var”diye bağırınca Kabakçı ve adamları her biri bir tarafa dağılmış.Kimisi samanlığa kimisi tarlanın ortasına kendisini zor atmış.Kabakçı da tarlanın ortasında kalmış.Çıkan çatışmada Sülyelilerden Akbaş,Kabakçı’nın adamlarında da Yörük Mustafa vurulmuştur.
e-Kabakçı’nın
ölümü
Kabakçı Salih Efenin,Milli Mücadelede “Dağ Yöresi”nde,Emet,Tavşanlı ve Dağardı havalisinde Yunanlılarla mücadele ederek vatanın düşman işgalinden kurtulmasında sayısız hizmetleri olmuştur.
Bulunduğu mıntıkaları gerek Yunan gerekse yerli eşkiya ve çetelerin zulmünden korumaya çalışmıştır.Kimsenin karısına kızına göz dikmemiş,masum halkı da kesinlikle soymamıştır.Onun mücadelesi hem Yunanlılarla hem de yerli soyguncu çetelerle olmuştur.Dağ yöresi ve Tavşanlı köylerinde görüştüğümüz bir çok kaynak kişi Kabakçı hakkında olumsuz ifade vermemişler,Onun yöreye büyük hizmeti olduğunu söylemişlerdir.
Milli Mücadelede düzenli bir ordu ve bir komutanın emri altında olmadığından ve bağımsız bir mücadele verdiğinden dolayı Kabakçı,ilk dönemlerde Yunanlıların yardakçısı olarak nitelendirilmiş fakat daha sonra bunun böyle olmadığı anlaşılmıştır.
Daha önce de belirttiğimiz gibi Yunanlılarla gezdiği dönemde resmi raporlara[37] hain olarak geçmiştir.Böyle nitelendirilmesine rağmen kendi mıntıkasında düşmana en ağır darbeyi vurarak düşmanın Ankara istikametinde ilerlemelerini yavaşlatmış ve Türk ordu birliklerine zaman kazandırmıştır.
Milli Mücadelenin bitmesinden sonra yeni kurulmuş olan devlet tarafından yerli çeteler ve efelere "af" çıkartılmıştır.Kabakçı’nın öldürülmesinden 1 ay önce af çıkmasına rağmen Kabakçı’nın bu aftan haberdar edilmediği söylenir[38].Anlatılanlara göre; Kabakçı hizmetlerinden dolayı askeri rütbe ve nişan verilmek üzere Ankara’ya çağrılmış,haber vermek için de Abaza Mehmet Kunduk adında biri görevlendirilmiştir.
Kabakçı bu haberi aldıktan sonra çok endişe etmiş.Hükümetin ve devletin tam olarak bir düzene girmediğini düşünmüş.Buna rağmen “hayırdır” diyerek gitmeye karar vermiş.Kabakçı, gitmeye karar vermeden önce hanımına;
- “Hanım, dama git bak bakalım bizim küheylan hangi ayağıyla eşiniyor” demiş.
Kabakçı,eğer atı sağ ayağıyla eşinirse hayra,sol ayağıyla eşinirse de şerre yorarmış ve ona göre hareket edermiş.
Kabakçı’nın atı ise o sırada sol ayağıyla eşinip yerleri adeta oymuş, fakat hanımı, uluorta, istemeyerek ata şöyle bir bakıp, Efe’ye sağ ayağıyla eşindiğini söylemiş.Hanımı daha sonra atı hazırlayarak bahçeye çıkarmış ve Kabakçı da son yolculuğuna Tavşanlı ve Kütahya’ya doğru hareket etmiştir.
Kütahya’da da <Orhaneli’nin Ağaçhisar köyünde Çerkeslerin bir çoğunu öldürüp kalanlarını da Tavşanlı’daki Yunanlılara teslim etmesinden dolayı > Kabakçı’ya kin güden ve intikam almak isteyen Çerkes bir devlet adamı,(bir görüşe göre Jandarma Komutanı) Kabakçı’nın Kütahya’ya sağ getirilmemesini gönderdiği jandarma mangasına tenbih eder.
Kabakçı önce Tavşanlı’ya gelir,buradan bir araba ile Kütahya’ya doğru yola çıkılır.Zaman orak biçme zamanıdır.Sıcak bir yaz günüdür.Kabakçı,Köprüören köyünde jandarmalar tarafından kaçak gösterilip vurularak öldürülür.
Bir başka kaynağa göre ise[39] ; bir gurup jandarma Alabarda’ya gelerek Kabakçı’ya Kütahya’ya götüreceklerini ve Cevizdere Savaşında gösterdiği başarı nedeniyle ödüllendirileceğini söylemişler.Fakat Kütahya’da bulunan Çerkes Jandarma komutanı ‘daha önce Kabakçı ile aralarında yaşanan husumetten dolayı’[40] askerlere Kabakçı’nın Kütahya’ya sağ getirilmemesini söylemiştir.Kabakçı’nın Çerkesler tarafından vurulma sebebi; Orhaneli’nin Ağaçhisar köyünde halka eza-cefa ve soygun yapan ve Çerkes Ethem’e bağlı Kuvay-ı Seyyareci çeteyi esir alıp Tavşanlı’daki Yunanlılara teslim etmesidir.
Kabakçı’nın oğlu Mehmet Doğan’ın anlattığına göre Kabakçı,dönemin Kütahya Valisinin de haberi olarak Tavşanlı Jandarma Kumandanı tarafından Köprüören’de vurulmuştur.Mehmet Doğan;Babası Kabakçı’nın öldürülmesinden 1 ay önce efe ve çetelere af çıkartıldığını,fakat bu affın Kütahya Valisi ile Tavşanlı Jandarma Kumandanı tarafından saklanıp Kabakçı’ya tebliğ edilmediğini,babasının öldürülmesinden ancak 1 yıl sonra af ilanının yapıldığını söylemiştir.Mehmet Doğan,babası ile birlikte efelik yapan Edebeyli İzzet Bey’in,babasını öldüren Tavşanlı Jandarma Kumandanını daha sonra demiryolun inşa edildiği yıllarda öldürdüğünü (İzzet Bey’in ifadesine dayanarak) söylemiştir[41].
Kabakçı’yı vuran jandarma gurubu içinde yer alan ve sivil hayatında işlediği bir suçtan dolayı Değirmisaz işletmesi hamamında mahkum görevli olarak çalışan Zonguldaklı olduğu bilinen fakat adı unutulan kaynak kişinin anlattığına göre;”Köprüören’e gelindiğinde Kabakçı kendisinin öldürüleceğini anlamış ve namaz kılmak istediğini söylemiştir.Su döküp abdest alıp namazını kılmış,sol tarafa selam verdiğinde sırtından vurularak öldürülmüştür”[42].
Kabakçı Efe,Tavşanlı-Kütahya yolu üzerindeki Köprüören köyünde öldürülmesinden sonra cenazesi oraya gömülmüş ve yıllar sonra da Tavşanlı-Kütahya yolu yapılırken yol açmaya çalışan grader orada bir mezara rastlamış,bu mezarın Kabakçı’ya ait olduğu köylülerce söylenmiş ve yakınlarına haber gönderilmiştir.Kabakçı’nın oğlu olan Talip,Köprüören köyü’ne daha gitmeden efenin cesedi yeni mezarlığa veya Kütahya’ya nakledilmiştir[43].
Kabakçı’nın cesedine bakıldığında aradan yıllar geçmesine rağmen cesedinin çürümemiş olduğu ve öldüğü gün gibi hiç bozulmadığı görülmüştür.
Sonuç
Tarihteki olaylar yaşandığı dönem ve şartları itibarıyla değerlendirilir.Milli Mücadele yıllarında yaşanan bir olayı çözebilmek ve tam manasıyla anlayabilmek için o günkü şartları ve tarih sürecini iyi bilmek gerekir.
[1] O zamanlar Alabarda köyü,Dağardı kazasına bağlı idi.
[2] Dağdemirli köyünden Osman (Uygun),asker kaçağı olup dolma
çiftesi ve 500 mermisiyle Kızılcakaya denilen yerde yatarmış.Osman,köyün
yukarısında bulunan Kabaağaçların altında (Memiş’in Kabaağacı denilen yerde)
otururken Alagöz adamlarıyla birlikte çıka gelmiş.Bir adamını Dağdemirli’ye
gönderip zengin olan Hatıplar sülalesinden para ve erzak istemiş.Bu arada da
köyden kendisi hakkında ileri geri konuşan ve haber götüren Ümmeto’yu da
çağırttırmış.Ümmeto Kabaağaç mevkiine gelince Alagöz,Ümmeto’nun kafasını bir
eliyle koltuğunun altına sıkıştırarak diğer eliyle de kasaturasını boynuna
dayamış.Bunun üzerine Osman (Uygun)’da yanındaki dolma çiftesini Alagöz’e
doğrultmuş ve ”efelik burada olmaz,sen bu memleketin adamısın” diyerek
Ümmeto’yu bırakmasını söylemiş.Alagöz’de “git şurdan Osman” diyerek onu
terslemiş.Osman’da (dolma tüfek çakar da patlamaz,atarım da vuramazsam
düşüncesiyle) Alagöz’ün önüne bir miktar para atıp Ümmeto’yu bırakmasını
istemiş.Bunun üzerine Alagöz’de Ümmeto’nun arkasına bir tekme vurarak serbest
bırakmış.Kaynak kişi: Rıza Coşkun.Dağdemirli köyü
[3] Alagöz’le ilgili diğer bir olay da Kışlademirli köyünde yaşanmıştır.Alagöz Kışlademirli köyüne gelerek Pehlivan Yenge denilen kadından para istemiş ve (para bul diyerek)baskı yapmıştır.Alagöz,Pehlivan Yengenin para çıkaramaması üzerine küçük yaştaki çocuğu Ahmet’i de yanına alarak dağa çıkarmış ve üç gün yanında gezdirmiştir.En sonunda köyden para toplanarak Alagöz’e gönderilmiş ve çocuk serbest bırakılmıştır.Alagöz’ün yanında gezdiğinden dolayı bu çocuğa da Alagöz Ahmet denmiştir.Kaynak kişi: Ayşe Zeybek.Rumi 1326/Miladi 1910 doğumlu.Kaynak kişi Yunan işgali sırasında 12 yaşlarında imiş.Köye gelen Yunan askerlerini ve Yunanlıların Kışlademirli köyü yakınlarındaki Kızıltepe’de karargâh kurduğunu,köylülerin Erasillerin evine toplandıklarını,bazılarının da Ebenin Bağ ardına ve Sapdere’ye saklandığını söylemiştir.
[4]Yunan İllerinde Zavallı Esirlerimiz.Matbuat ve İstihbarat
Müdüriyet-i Umumiyesi.Sayfa 155.İlgili eserde Altıncı Müfreze Kumandanı Dikici
İsmail Usta,verdiği ifadede Kabakçı’nın Kütahya’da jandarma Kumandanı
yapıldığını söyler.Halk arasında ise Kabakçı’nın Tavşanlı’da jandarma kumandanı
olduğu söylenir .(Ö.F.D)
[5] Gölcük köyünden Rumi 1327/Miladi 1911 doğumlu İsmail
Dinç; “Tavşanlı ve Emet’e gelip yörede tebdil-i kıyefetle dolaşarak hem efe ve
çeteleri organize eden hem de Yunanlılardan istihbarat toplayan sivil
kıyefetteki bir yüzbaşının Kabakçı ile görüşüp,Kabakçı’dan Yunancı olmasını
istediğini” söylemiştir.Kaynak kişi,bu sivil yüzbaşının
Kabakçı ve Molla Himmet’le görüştüğünü söylemiştir.İsmail Dinç,kendisinin
nufusa geç yazdırıldığını,nüfusa yazıldığında 5-6 yaşlarında olduğunu
söylemiştir.Buna göre İsmail Dinç’in gerçek doğum yılı 1905’dir.Kaynak
kişi,Yunan işgali sırasında 16-17 yaşlarında olduğunu söylemiştir.Kaynak
kişinin bahsettiği yüzbaşının Başköy ve
Günlüceli (Sülye) kaynak kişilerce Ragıp(Gümüşpala) olduğu ifade
edilmiştir.
[6] Salih Altınhan.Rumi 1317, Miladi 1901 Kuruçay
doğumlu.Görüşmeyi yapan; Mehmet
Erden/İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkdili ve Edebiyatı Bölümü.
Lisans tezi.İstanbul 1974
[7] Selamettin Yılmaz.1910 doğumlu.Karacaköy.Fevzi
Coşgun.Tavşanlı’da Zaman.Sayfa 70
[8] Bu komutana halk arasında yanında devamlı köpek gezdirdiğinden dolayı “Tazılı kumandan” denmiştir.
[9] Kaynak kişi 1925 Kargılı doğumlu Mehmet Taş.Kaynak kişi
bu olayı bizzat Alabardalı Kara Mehmet’ten dinlediğini söylemiştir.
[10] Kaynak kişi: Hasan Hüseyin Aşçı.1930 Sekbandemirli köyü
doğumlu
[11] İsmail Dinç.Gölcük köyü.1905 doğumlu
[12] Salih Altınhan.Rumi 1317, Miladi 1901 Kuruçay doğumlu
[13] İbrahim Edhem Akıncı,”Demirci Akıncılar”,Sayfa 185.Milli
Mücadelede hem Demirci Kaymakamı hem de Demirci Akıncılarının lideri olan Ethem
Bey,Batı Cephesi Komutanlığına gönderdiği 20 Şubat 1922 tarihli Harp Raporunun 21.Maddesinde şöyle yazmıştır
;”Madde 21-Düşman hizmetine giren ikinci kısım hain şahısların bazıları
şunlardır.Uşak-Gediz bölgesinde İbiş Çetesi,Yenice-Emet-Tavşanlı yöresinde
Kabakçı ve Topal Sadettin
çeteleri,Gökçedağ’da Çerkes İlyas,Balat’ta Zekeriya,Bigadiç’te Cemil ve Çerkes
Kamalı Ramazan,Karacebey ve Kirmastı bölgelerinde Çerkes Davut,Canbazlı
Hakkı,Balıkesir ve Manyas civarında Anzavur’un oğlu Kadir,Boğazköylü Kemalettin
çeteleri vesair ufak tefek düşman askeri arasında bulunanlardan ibarettir.Bunlardan
bir takımı fedakâr müfrezelerimiz tarafından dağıtılmış ve bir kısmı da
yaptığımız muharebelerle imha edilmiştir.Şimdilik Kabakçı,İbiş,Anzavur
Kadir,Kemalettin çetelerinden başka önemli bir şey kalmamıştır.En çok faaliyet
gösteren Kabakçı,Sadettin çeteleridir.Bunların ıslahı mümkün değildir.”
[14] Kabakçı’nın Yunanlılarla yaklaşık altı ay boyunca
gezdiğini şuradan anlıyoruz;Tavşanlı,14
Temmuz 1921 tarihinde işgal edilmiştir.Bu olaydan yaklaşık altı ay sonra
Demirci Kaymakamı olan İbrahim Ethem Akıncı; 20 Şubat 1922 tarihli raporunda ;”Yunanlıların Kabakçı namında
birisini elde ederek Emet ve Tavşanlı havalisini idare ettiğini” belirtir.Bu
rapordan üç ay sonra İbrahim Ethem Akıncı, 21
Mayıs 1922 tarihli raporunda ise bu
sefer “Emet’te Kabakçı,düşman aleyhine kalkarak Emetlilerle beraber külliyetli
düşman imha etmişlerdir.”der.O halde bu tarihlerden yola çıkarak halk arasında
da denildiği üzere Kabakçı’nın ilk altı boyunca Yunanlılarla gezdiği
anlaşılmaktadır.Kabakçı’nın Yunanlılarla gezdiği dönemde onları çok iyi
tanıdığını ve bu durumun daha sonra düşmanla yaptığı mücadelede kendisine
avantaj sağladığını da söyleyebiliriz (Ö.F.D.)
[15] Harmancık’ta yakın zamana kadar yaşayan ihtiyarlar,o zamanlar çocuk yaşta olduklarını ve olayı gördüklerini ifade etmişlerdir.
[16] Kabakçı’nın Köprüören’de vurulmasını haber alan
Yunanlıların,Yunanistan’da bayram yaptıkları söylenir.
[17]Örneğin;Gölcük köyünden 1905 doğumlu İsmail Dinç,Kabakçı’yı Derecik köyünde gördüğünü,alçak birisi olduğunu söylemiştir.İnegöl’ün Edebey köyünden 1926 doğumlu Süleyman Canbolat,İzzet Bey’in bekarı olduğunu ve 6 sene İzzet Bey’in hayvanlarını güttüğünü ve çok iyi tanıdığını söylemiştir.Çamalan köyünden 1923 doğumlu Mehmet Doğan(Kabakçı’nın oğlu), Köprücek köyünden 1927 doğumlu İsmail Kahraman,1931 doğumlu Hasan Kocaağa,1932 doğumlu Ahmet Mavi,Kargılı köyünden 1925 doğumlu Mehmet Taş,Harmancık Karaca köyünden 1910 doğumlu Selamettin Yılmaz,Şapçı köyünden 1928 doğumlu Tahsin Türk (Şükrü Efe’nin oğlu) sırasıyla Kara Ahmet’i,Kara Mehmet’i ve Şükrü Efe’yi çok iyi tanıdıklarını özellikle Kara Ahmet ve Kara Mehmet’le bir çok kez birlikte oturup sohbet ettiklerini,evlerinde misafir olduklarını ve çok iyi görüştüklerini ifade etmişlerdir.
[18]Kara İsmaillerden Şükrü Efe,aslen Gedikören-Sipahiler
mahallesinden olup, Şapçı köyünde büyümüştür.Hep Kabakçı’nın yanında
gezmiştir.Kabakçı’nın Kara Ahmet’le birlikte en sadık adamıdır.Çok keskin
nişancıdır.
[19]Ağaçhisar’da baskın yiyen Keles Mıntıka Kumandanı Firuz Bey ise bu baskında Kabakçı’nın 300 adamı olduğunu belirtir.
[20] Köprücekli Koca Hüseyin’den dinleyen kaynak kişi; Tahsin
Türk. 1928 doğumlu.Şapçı köyü (Şükrü Efe’nin oğlu)
[21]Kaynak kişiler:Osman Altıntaş.1955 doğumlu ve Nurettin
Altıntaş.1959 doğumlu olup Çeribaşı’nın torunlarıdırlar.Kaynak kişiler bu
olayları bizzat Nineleri Hanife’den (Çeribaşı’nın hanımından) ve Köprücek
köyünden Koca Hüseyin’den dinlemişlerdir.
[22] Ahmet Kaya (Con Ahmet).Rumi 1324/Miladi 1908 doğumlu.Harmancık
[23]Yunan İllerinde Zavallı Esirlerimiz.Sayfa 152-153
[24] A.g.e.Sayfa 155
[25] Kaynak kişi:Talip Kaplan.Kabakçı’nın oğlu.1997 yılında
yapılan röportajından çözüm.
[26] Kabakçı çetesi içinde yer alan ve bizzat Eşen köyünde
Yunan kumandanının öldürülmesi olayında yer alan Köprücek köyünden Koca
Hüseyin’den nakleden kaynak kişi: Ahmet Mavi.1932 doğumlu.Köprücek köyü
[27]Kaynak kişi:1909 doğumlu Ali Rıza Yıldırım.Harmancık
Akalan köyü/Harmancık.Osmanlı’nın son dönemlerinde Dağardı madeninin işletme
sahibi Paleko adında bir gayr-i Müslim idi.Aslen dönme olan Ahmet Rıza isminde biri de bu madende katiplik yapmaktaydı.Tavşanlı’dan
Hacı Beytiler’den Mehmet ve Yusuf kardeşler de yaylı arabaları ile madene posta
taşımacılığı yaparlardı.
[28] Eşen köyünde öldürülen Yunan komutanı ve askerlerinin
atıldığı kuyu belli olup günümüzde üzerine samanlık yapılmıştır.
[29] Kemaneci İbrahim,köyüne geldiğinde,Yunanlıların eline geçmemek için kendi bağında yaralı bir şekilde günlerce yatmıştır.Kaynak kişi; Halil Yılmaz.Rumi 1340/Miladi 1924 doğumlu.Doğanlar köyü
[30] Dt.Recep Aydoğdu’nun araştırması sonucunda Derbent köyünde
Yunanlılar tarafından yakılan vatandaşlarımızın sayısının 16 olduğu tespit
edilmiştir.Recep Aydoğdu’ya göre bu hadise 18 Temmuz 1922’de cereyan
etmiştir.www.recepaydogdu.com
[31] Harmancık’ın Kozluca köyünden ve Kabakçı’nın adamlarından
olan Deli Oğlan Mehmet anlatmıştır.Deli oğlan Mehmet’ten dinleyen kaynak
kişi;1910 doğumlu Selamettin Yılmaz.
[32] Selamettin Yılmaz.1910 doğumlu.Karacaköy/Harmancık
[33] Selamettin Yılmaz.
[34] Selamettin Yılmaz.
[35] Bu şahsın ismini uygun olmayacağı düşüncesiyle yazmak
istemedik.Bu şahıs Büyük Aleve köyünden 1935 doğumlu İrfan Yalçın’a olayı
anlattığında” Soygun yaptıklarını fakat ……de filanca kadına kendisinin tecavüz
etmediğini,Kabakçı sorduğunda kimse çıkmayınca kendisinin
çıktığını,kendilerinin de Simav’a teslim olmaya gittiklerini ”söylemiştir.
[36] Bu olayı,baskında bizzat yer alan Köprücek köyünden Koca Hüseyin anlatmış olup Ondan da nakleden kaynak kişi:Mustafa Karaca.1933 Köprücek köyü doğumlu
[37] İbrahim Ethem Akıncı,”Demirci Akıncıları”.Sayfa 185
[38] Mehmet Doğan.Kabakçı’nın oğlu
[39]Muhsin Tüfekçioğlu.1938 Değirmisaz doğumlu.Kaynak kişi
Muhsin Tüfekçioğlu,Kabakçı’yı Kütahya’ya götüren jandarma gurubunun içinde yer
alan ve adını unuttuğu Zonguldaklı bir şahıstan bizzat olayı
dinlemiştir.Kabakçı’nın öldürüldüğü yıllarda Kütahya jandarmada askerliğini
yapmakta olan bu şahıs,daha sonra sivil hayatı sırasında işlenen bir olay
nedeniyle 1956-57 li yıllarda Değirmisaz işletmesindeki hamamda mahkum olarak çalıştırılırken,”bizzat
Kabakçı’yı Kütahya’ya götüren gurubun içersinde yer aldığını,Kabakçı’yı
Köprüören’de namaz kıldıktan sonra vurduklarını” göz yaşları içersinde kaynak
kişi olan Muhsin Tüfekçi’ye anlatmıştır.
[40]Kabakçı’nın Orhaneli’nin Ağaçhisar köyünde,Çerkes Ethem’e
bağlı Kuvay-ı Seyyare üyesi soyguncu çetecileri basması ve sağ kalan 40 kişiyi
Tavşanlı’daki Yunanlılara göndermesi nedeniyle Çerkes Ethem ile dolayısıyla
bazı Çerkes Yüzbaşılarla aralarına husumet girmiştir.Kabakçı’nın torunu olan
Salih Kaplan,Kabakçı’nın bir ara Çerkes Ethem tarafından Kütahya’da esir
alındığı ve Yağdığınlı Halil Efe sayesinde kurtulduğunu ninesi Meryem’den ve
dayısı Kara Mehmet’ten dinlediğini söylemiştir.
[41]İzzet Bey,Kabakçı’nın ölümünden sonra 1935’li yıllarda Kabakçı’nın oğulları Talip ile Mehmet’i İnegöl’e çağırıp yaşadıkları olayları anlatmış
[42] Muhsin Tüfekçioğlu. 1938 doğumlu.Değirmisaz köyü
[43]Mehmet Doğan,yıllar önce Kütahya hastanesine iken
tanıştığı birinin; ’Kabakçı’nın mezarının Kütahya’da olduğunu,cesedinin
çürümemiş bir halde gömüldüğünü,isterlerse kendilerine gösterebileceğini’
söylemiş,fakat Mehmet Doğan,hastalık telaşesinden dolayı babasının mezarını
göremediğini söylemiştir.